Çık git!

Ebrisim, Haziran 13, 2008, yazayım ben..

Ne zaman karnıma ağrı girse,
Seni mi hatırlayacağım ben?!

Büyük boşluğun ağrısı mı bu?
Sonsuz hafiflikte her basan ayağın ağırlığı belki.
Seni öğütemedim,
Üzerine yığamadım başka düşleri.

Kaldın orda, kaldırıldım.
Hayatımın dekorasyonlarını bezedim ustalıkla,
Gümüşler, paha biçilmez ahizeler,
Büyük duvarlar, yüksek tavanlar.
İhtişama uzandığım her adımda,
Her yükselen tavanda, her çıkılan katta
Biraz daha büyüdü içimdeki boşluk,
Ve senin ayak izlerin ağrıttı karnımı,
Her gece.

İnançlarım sarsıldı, sarsıldım.
Ustalıkla doldurmuştum içimi
Kendi çizdiğim inançlar,
Çözüme müsait paradokslar,
Beynimin sonsuz ve yorulmayan enerjisi
Dışardan tekmeler attın büyük duvarlarıma.
İlk delikten sızdın ve çamurlu ayaklarınla,
Kirlettin havasını boşluğumun.

Her karnım ağrıdığında,

Seni mi hatırlayacağım ben.
Tamam, anladım, çözdüm.
Bitir artık!
Çık git!
Tavanlarım boşluklarıma çöküyor,
Çöküyorum!
Altında kalma.

Yorum?