Eylül, 2009 arsivi

Sahne 1 (*)

Ebrisim, Eylül 11, 2009, yazayım ben..

Bir sahne,
Engel olamadığım, içimde tutamadığım düşlerle yazılmış.
Tanımanın getirdiği ağırlıklarla döşenmiş bir dekoru,
Kaldığın yolların başından, zar zor duyulan suflesi,
Tercihlerin acımasızlığından kostümleri var.
Ve ikimiz.

 

Dünyanın dönüşüne diklenen bir kopamayışlık halinde
Başımızın dönüşüne boyun eğen bir birleşmişlik.

 

Oyuncuların yüzünden okunuyor..
Biri gelmekte, diÄŸeri kalmakta.

 

TraÅŸ olmuÅŸ,
Sanki duyacaklarına hazırlanır gibi.
YorulmuÅŸ diÄŸeri,
İçinde tutamayacak kadar.

 

“Gel, kalma oralarda” diyor.
“Geliyorum, kalma oralarda” diye cevaplıyor diÄŸeri.

 

“Gelemem, çok!” diyor korkuyla;
“Gelelim, gerçekten çok!” diyor sevinçle.
“Kalmalıyım, hayat bu!” diyor belli belirsiz.
“Kalma, hayat bu!” diyor ümitle.

 

Sürüp gidiyor sahne..
Aynı şeyleri söylüyorlar.
Oturmuyor bir teraziye.

 

“Çok seviyorum!” diyorlar bir ağızdan..
Kesiliyor düşünceler.
Hayat bakıyor arka kapıdan.

 

Daha önce dönmüşler arkalarını hayata,
Yüzlerinden okunuyor.
Büyüyorlar, korkuyorlar.
İkisi birden bakıyor hayata.
Elini uzatıyor biri, beraber yürümeye..

 

“Ver elini, karıştım bi’ kere” diyemiyor.
“Uzatma elini, karıştım bi’ kere”…
Diyemiyorlar.
Çok seviyorlar.

 

Hayat gülüyor sinsi sinsi.
Hayata bakarak, “OlmuÅŸ olan yine olur!” diyor cesaretle.
Hayata bakarak, “OlmuÅŸ olan yine olur!” diyor endiÅŸeyle.

 

Sürüp gidiyor sahne
Ve ikimiz seyrediyoruz olan biteni.
Oyundan el ele çıkıyoruz.
Bir daha gelmek üzere.