Eylül, 2008 arsivi

Siyahla siyahın kontrastı

Ebrisim, Eylül 25, 2008, yazayım ben..

Aynı yeşilin
Başka tonlarıyız
Başka bölgelerdeki
Aynı ağaçların
Yaprakları gibi

Yarım kalmış konuşmalar kadar
Yakmıyor canımı kavgalar
Aynı kafaların, başka yönlerine
Kontrastından çıkan

Yaşam şartlarına hediye adrenalin ile
Yalnız yaşamanın getirisi, özgür sinir
Aile yaşamının hediyesi adrenalin ile
Yaşam şartlarının getirisi, biriken sinir

Anlamak,
Yeşili sevmek, farklı yeşilleri de
Görülen hatalara inat
Yeni hataları bulup çözme heyecanı
YaÅŸamak.

Farkları sevmek,
Aynı hislerin, başka zamanlarla
Öğütülmesinden oluşan.
Geleceğin aynılığından korkmak
Ve değişik yol tabelalarını,
Yakıt sonsuzmuşcasına
Denemek.

Geleceğin aynılığından korkmak
Denenmiş yolların,
Tüm çıkmaz sokaklarını bilmek,
Anlamak.
Ama söyleyememek.

Yeşillerin farklarını çok iyi biliyorsun
Görüyorsun,
Sen ne yaparsan yap, bu yeşil başka bölgenin ikliminde
O yeşil hangi hatayla yanarsa yansın,
Canikleri geçip, serinini yollayacağının bilincinde.
Korkma, bu yeÅŸil kendi iklimini anlayacak kadar sen
Seni anlayacak kadar kendi.

Sadece yarım kalmış konuşmalar
Canı yanmış,
Canikleri geç, serinini yolla.

İki çift renk

Ebrisim, Eylül 18, 2008, yazayım ben..

(*)

Ve tutuldu ay,
“İzlemiyorsa” dedi “iki çift renk”..

“Herkese yetecek gücün kaynağı
Her gece beni seçiyordu!
Ama hayat girecekse aramıza
Dünya, ışığımla aramda kalacaksa hep” dedi,
“Yokum ben.”
Ve tutuldu ay,
İzlemiyorsa iki bedenden bir beyin.

Ve tutuldu,
İki, güneşi es geçip aya tutulanın ayrıldığı günün nöbetinde.
İki çift rengin gördüğü tek iken
Siyaha kaldı gece
Sabahın pembesine kadarki, dev sarısından yoksun!

Tutulduk, tutuldu
Yok oldu, sen yoktun..