Mart, 2008 arsivi

Sanma böyle!

Ebrisim, Mart 23, 2008, yazayım ben..

Sanma böyle, n’olur
Özlediğim sen değilsin..
Sana sahipkenki beni özledim aslında.
Hafif depresif, bıkkın ama ümitli beni

Geri dönüşüm kutusunda sotalanan,
Ve geri dönülebilir bazı duygulanımların,
Kalbimin temposunu bozuÅŸunu

Algılarımın düşük olabilme lüksünü,

Kendimi salıverdiğim denizlerde
Yelkenimi dolduran rüzgarın kesilme tehlikesini duymadan,
Huzurla ağlayabilme içgüdümün getirisi olan
İnce ruh derimi.

Özlediğim sen değilsin,
Sanma böyle n’olur.

Anlayış merakının,
Aşkla bastırılması sonucu, parfüme karışan
Tenin kokusunu, özgürce soluyabilme kabiliyetimi

Fütursuz cümle bağlarıyla bezenmiş
Eksik bir dialoÄŸun,
Anlamsız, ama ılık
Göz temaslarıyla irite olmasına,
Aşinalık halimi.

Dokunmanın, gece sessizliğiyle oluşturduğu
Tiyatro oyununa, her seferinde
Tek kişilik davetiye ile katılmanın ezikliğinin intikamını;
En çok alkış alan yerlerde bile sahneyi terkedebilen oyunculara
Kasımpatı göndererek almayı benimsemişken bile,
Çift kişilik tatil reklamlarında
Zarifçe sevişenleri örnek alacak kadar
Yalnız bir ikilemde kalmayı.

Sen değilsin özlediğim, gerçekten
Sanma böyle n’olur.
Sana sahipkenki beni özledim aslında.
Ve özlediğim seni sürdinledikçe ortaya çıkan
Ekşimesi için dualar ettiğim kalp hastalıklarımı
Farketmeye çalışmayacak kadar tembel olabilme ihtiyacımı..

Özlediklerimi kendinin
Sanma n’olur.