Anlamıyorsun..
Bana diyorsun ki,
Al başını git,
Bin bi’ trene uzaklaş
Kendinden.
Kendimi sınıflandırıyorsun,
Kendi sınıf anılarınla.
Anlamıyorsun,
Benim kendimde zaten anılarım,
Bütün vaazları es geçtiğim,
Hoşnut bırakmayan ama tatmin eden hatalarım.
Sen zaten kendimdesin.
Trenin her durduğu istasyonda,
Kaç durak kaldığını bilemediğim geleceğimin
Bütün cevapları kendimde zaten.
Zahmetsiz ışıkların akülerini
Yalnız kendi tecrübe prizlerimle dolduruyorum
Ve bütün ampullerinin
Duylarını tutuyor kendi
Duygusallığım
Kendi aklım bende
Benim aklım kendimde kalıyor
Her yolcu indiğinde trenimden.
Yanından hızla geçilen,
Işıkları sönmüş bütün garların
Tabelalarındaki görünemeyen harfleri
Kendi aşıklıklarım tamamlıyor.
Bensiz kalkıyor kendimden uzağa istikamette
Seyreden trenim.
Ama hep asıl seyreden oluyorum
Beni trende sanıp el sallayan kendimin
Durağan huzursuzluğunun arkasında.
Alıp başımı “gelebileceğim” yerlerimi sınarken ben,
Hoşnut bırakmayan ama tatmin eden bir yastık kokusuyla
Seviştiğimi anlıyor kendim.
Bana diyorsun ki,
Al başını git,
Uzaklaş kendinden.
Bin bi’ trene.
Anlamıyorsun.
Kendimin benimle şiddetli geçimsizliğine rağmen
İlkokul aşkı gibi anneme anlatma ihtiyacı duyuyor
Kendi öz benliğime üvey bir ispiyonculuk ruhuyla
Yalnızlığım.
Anlamıyorsun,
Kendimden kalkan her tren
Beni taşıyor
Ve kendime taşınması zor ama tatmin eden hataları
Emanet bırakıyor her istasyonda.