Hoşçakal
ben gidiyorum dedim,
sen hoşça kal dedin.
sarılmadık ikimiz de
sarılmadığımızı anladık o ana kadar,
daha önce birbirimizi sardığımız gibi.
yanılsadık;
kanıksadık,
ruhumuzun bu flu halini.
sıkılır olduk,
bir şeyler bizi sıkıyordu ama bu nedeni miydi sence
hiçbir şekilde birbirimize eskisi gibi yanaşamamanın,
birbirimize kuru cümleleri kanıksadık.
kıskanır olduk,
hayatın hep birbirimize sunduğu güzellikleri
kendi canımızı göremeden önümüze bakmayı tercih ettik hep.
gözlerimizin yanmasını kanıksadık.
ağlamaz olduk,
ya da sen hiç ağlamadın ki zaten,
ya da sen hiç sıkılmadın, bir şeyleri bilmekten
ya da kıskanmadın, hayatında olmayanları,
ya da anlamadın benim neden sana duru,
ama saklı olduğumu
ya da sen hiç olmadın,
ben öyle sandım.
ben gidiyorum dedim,
sen hoşça kal dedin,
sarılmadık ikimiz de..