Mart, 2002 arsivi

Zamansız Işığa Şiir

Ebrisim, Mart 31, 2002, yazayım ben..

(*)

Gündelik zamanların zamansız ışığıydın bende…
Yanıyordun, gözümü alırcasına yanıyordun
Söneceğin düşüncesini karartacak kadar çok yanıyordun,
Beynimde.
Öyle almışsın ki gözlerimin tek kabiliyetini..
Söndüğünde hiçbir şey göremez, seçemez olmuştu
Siyahı çıplak gören gözlerim.

İlk kapattığımda gözümü, senin ışığın vardı içimde
Ve bir tek senin ışığın olduğunda görüyordum
Seni ve senden geriye kalanları

Yanıyordun!
Hayat için ayırdığım zamanı durduracak kadar
Çok yanıyordun.

Yanıyordun, yakıyordun,
Ve benim hiç merhemim kalmamıştı
Ne sana, ne bana.

Gündelik zamanların zamansız ışığıydın bende.
Takvimin günleri daha hızlıydı benden
Ve hızlıydı benim yüreğim, beynime nazaran
Ama yetmiyordu ışığın ne dakikadaki ne de
Bendeki hızına.

Hem, kör gecede sabahlayan günlere
Hem de eşsiz bir ışığın eşiğindeki gölgeye bile
Feda ediyordum,
Kendi elimde yanan,
Ve yalnız elimi aydınlatan ateşimi.

Farkında olmadan fikrin kazınmış nedense,
Bugüne kadar pürüzsüz attığını sandığım kalbime.
Kalbim ki; böyle atmamış
Ve kendi pürüzlerini görmezden gelmemiş şimdiye dek.

Fakat yetmiyor, yetemiyor!

Uymuyor gözlerim, hayatın serap dolu asfalt yoluna!
Kalbim bile benden daha korkak
Ben bile daha çekingenim kendi fikrimden
Ve fikrim bile daha yalnız,
Senin saçtığın ışığın yokluğunda.
Çünkü,

Gündelik zamanların zamansız ışığıydın bende…

Dayanıksız düşüyor, dayanmaksızın düşüyor
Ve üşüyor gecenin arasına sızan her rüzgarda kalbim.

Üşüyor, çünkü sabahın güneşi ısıtmıyor, aydınlatmıyor
Yer kabuğunu ve kabuklaştırdığım duygularımı
İşte bu yüzden,
Işığın en çok gece etkiliyor!

Ve bu yüzden gündelik zamanların zamansız ışığıydın bende.
Ve yetmiyor benim ışığım seni burada tutmaya
Ve yetmiyor benim ışığım, senin gölgeni yaratmaya

Oysa ki benim gölgem benden daha hızlı
Işığına yetişme bazında
Ve bazısı da gölgemden hızlı, yeni ışıklar yaratmaya

Ama yetmiyor yerine bakmaya gözlerim,
Işığın karartmışken gözümü…